Birincisi, Bir profesyonel makine almak, çoğu zaman yeterli olmaz. Bir makro objektif, bir tele objektif, filtreler, üçayak vs. derken boğazınızdan kısıp makineye harcamaya başladığınızı fark edersiniz.
İkincisi, SLR makineler amatör makinelerle kıyaslanmayacak kadar ağırdır. Dağda bayırda uzun müddet taşınmaz, el-kol çantasına ise sığmaz. Bir gezi gününde akşama kadar profesyonel makinenin yanınızda taşınması büyük yüktür. Hele makinenin kendi dışında objektifleri, üçayak, filtre gibi aksesuarlarınız da varsa, başka spor yapmanıza gerek yok, günde bir saat fotoğraf gezisi yapın yeter.
Üçüncüsü, profesyonel makine aldıysanız, otomatik ayarına alıp hızlı bas çek fotolarla yetinmemeniz gerekir. Diyafram, enstantane, çerçeveleme ayarları derken hatırı sayılır zaman kaybedersiniz. Gezi gruplarına dikkat edin: en geriden gelenler hep profesyonel makinelilerdir.
Dördüncüsü, uzun süre profesyonel fotoğraf makinesi kullanan bir kişi ve makinesi arasındaki sahiplik ilişkisi belli bir zaman sonra tersine döner. Önceleri makineyi yanınızda gezdirirken zamanla makine için gezmeye başladığınızı fark edersiniz. Herkes içinde bulunduğu anın, yerin, zamanın tadını çıkartırken siz basbayağı çalışmaktasınızdır. İşiniz fotoğraf çekmektir ve mesai saatleriniz de sınırsızdır.
Beşincisi, yanınızda bir profesyonel makine bulunması, arşivlenecek hatıralarınız bulunmasını sağlar; ama anın tadını çıkarmanızın önündeki en büyük engeldir. Herkes gibi güneşin batışını gözünüzü kırpmadan izleyemezsiniz. Herkes denize girerken siz kıyıda makinenizi beklemelisinizdir, suya girseniz de gözünüz hep kumların üzerinde, çantanızdadır. Arkadaşa emanet bırakmak da içinizi rahatlatmaya yetmez.
Altıncısı, fotoğraf çekmek, kendinizi bulunduğunuz mekânın çerçevesi dışına çıkarmaktır. Elinizde makine olduğu sürece siz o mekânın bir parçası değil, izleyicisinizdir; etrafınızdaki kişiler, binalar artık nesnenizdir. Fotoğraf makinesi başka hiçbir makinenin yapamadığı kadar insanı etrafına yabancılaştırır, tek başına bırakır. Boynunda bir profesyonel fotoğraf makinesi taşıyan kişi, adeta "ben buralı değilim" diye bağırmaktadır.
Yedincisi, eğer pahalı bir makine almaktaki maksadınız fotoğraflarda daha güzel görünmekse, hayal kırıklığına uğramanız mukadderdir. Geziniz bittiğinde etrafınızdakiler güzel fotoğraflara sahip olabilir, ama eğer arkadaşlarınız da fotoğrafçılık bilgisine sahip değilse- fotoğrafı en kötü çekilen, fotoğraflarda en az görülen siz olacaksınız.
Sekizincisi, uzun süre fotoğrafçılıkla ilgilenmek insanın dünyaya bakışını bozuma uğratır, etrafınıza insan gözüyle değil makinenin gözüyle bakmaya başlarsınız. Gördüğünüz her mekânı, fotoğrafını nereden, nasıl çeksem iyi olur gözüyle görürsünüz. Gözünüzün gördüğü alanın içinde fotoğraf çerçeveleri oluşturursunuz.
Dokuzuncusu, gerçek bir fotoğrafçı makinesini sürekli yanında taşır. Bazı günler kendinizi özgür bırakmanız, makinenizi yanınıza almamanız hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. "Bu tam fotoğraflık" diyeceğiniz anların çoğunda makinenizin yanınızda olmadığını fark edersiniz. Yani, kaçan balık her zaman büyük olur.
Onuncusu ve sonuncusu, artık fotoğrafçılık, insana prestij sağlayan bir uğraşı da değildir. Çünkü cep telefonu olan herkes bir fotoğrafçıdır artık. Flickr, Deviantart gibi fotoğraf paylaşım siteleri, keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca fotoğrafçıyla dolu. Ve "güneşin altında yeni bir şey", fotoğrafı çekilmemiş bir yer de neredeyse yok.
Hâsılı kelâm, profesyonel bir fotoğraf makinesi almak, bir mutfak robotu veya mp3 çalar almaktan kesinlikle farklıdır. Bağımlılık yapabilir, insanın tabiatını değiştirebilir. Bir uzantınızmış, vücudunuzun bir parçasıymış gibi "makineyle yaşamaya" alışmak gerekir.









--
site : [link]
--
Greetings From iSTANBUL
[link]
''Men tekelleme tezendeka.Men tefekkaha tefesseka.Men tasavvefe tebedde'a.Men tecemme'a me'a tekemmele''
--
mustafadedeoglu.com
--
official/professionnal site : [link] (animation, video, grafic design, cosplay, drawing)
all cosplay pictures : [link]
on cosplay.com member n° 169565